İş Sağlığı ve Güvenliği Nedir? 6331 Sayılı Kanun Kapsamında OSGB Hizmetleri
İçindekiler
- 1. İş Sağlığı ve Güvenliği Nedir? Tanım ve Kapsam
- 2. İş Sağlığı ve Güvenliğinin Tarihsel Gelişimi
- 3. 6331 Sayılı Kanunun Amacı ve Kapsamı
- 4. 6331 Sayılı Kanun Neleri Değiştirdi?
- 5. İşveren, Çalışan ve Devletin Yükümlülükleri
- 6. OSGB Nedir? Neden Kuruldu?
- 7. OSGB'lerin Görev ve Sorumlulukları
- 8. OSGB ile Bireysel İSG Uzmanı Arasındaki Fark
- 9. Sistem OSGB'nin Şanlıurfa'daki Yaklaşımı
- 10. 2026 Yılı Güncel İSG Cezaları
- 11. Sık Sorulan Sorular
- 12. Sonuç: Güvenli İş Yeri, Verimli Gelecek
1. İş Sağlığı ve Güvenliği Nedir? Tanım ve Kapsam
İş sağlığı ve güvenliği (İSG), en genel tanımıyla çalışanların iş yerinde maruz kalabileceği her türlü tehlike ve sağlık riskini önceden tespit ederek, bu riskleri ortadan kaldırmayı veya kabul edilebilir seviyeye indirmeyi hedefleyen bilimsel, teknik ve tıbbi çalışmaların bütünüdür. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yapılan ortak tanıma göre İSG; tüm mesleklerde çalışanların bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyilik hallerini en üst düzeye çıkarmayı ve bu düzeyi sürdürmeyi, çalışma koşulları ve üretim araçları nedeniyle çalışanların sağlıklarının bozulmasını önlemeyi, çalışanları sağlıklarına aykırı koşullardan korumayı amaçlar. Bu tanım, İSG'nin yalnızca kaza sonrası müdahale veya tedavi değil, proaktif bir önleme kültürü olduğunu net biçimde ortaya koyar.
İş sağlığı ve güvenliği kavramı üç temel bileşen üzerine kuruludur: İş hijyeni, iş güvenliği ve ergonomi. İş hijyeni, kimyasal, fiziksel ve biyolojik etmenlerin çalışan sağlığı üzerindeki etkilerini ölçer ve değerlendirir. Örneğin Şanlıurfa'da faaliyet gösteren bir tekstil atölyesinde pamuk tozu ölçümü, bir metal işleme tesisinde gürültü ve titreşim ölçümü iş hijyeninin konusudur. İş güvenliği ise makine kaynaklı tehlikeler, yüksekte çalışma, elektrik, yangın gibi ani ve travmatik risklere odaklanır. Ergonomi ise insanın işe ve işin insana uyumunu inceler; yanlış sandalye yüksekliği nedeniyle gelişen bel fıtığından, tekrarlayan hareketlere bağlı kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarına kadar geniş bir alanı kapsar. Bu üç bileşenin ortak paydası, riskin kaynağında kontrol edilmesidir.
Türkiye'de İSG'nin kapsamı 6331 sayılı Kanun ile son derece geniş tutulmuştur. Kanun, çalışan sayısına veya tehlike sınıfına bakılmaksızın kamu ve özel sektöre ait bütün işleri ve iş yerlerini, işverenleri, işveren vekillerini, çırak ve stajyerler dahil tüm çalışanları kapsar. Hatta ev hizmetlerinde çalışanlar ve Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü gibi istisnalar dışında neredeyse herkes bu şemsiye altındadır. Bu kapsayıcılık, ülkemizde uzun yıllar sadece büyük sanayi tesisleriyle özdeşleşmiş olan İSG algısını temelden değiştirmiştir. Artık Şanlıurfa Haliliye'deki 2 çalışanlı bir muhasebe bürosu da, Organize Sanayi Bölgesi'ndeki 500 çalışanlı bir fabrika da aynı kanun kapsamında risk değerlendirmesi yapmak ve çalışanlarına temel İSG eğitimi aldırmak zorundadır. Bu yaklaşım, iş kazalarının yalnızca inşaat veya maden gibi çok tehlikeli sektörlerde değil, ofis ortamında dahi meydana gelebileceği gerçeğine dayanır. Sistem OSGB olarak biz de danışmanlık verdiğimiz her ölçekte işletmede, öncelikle bu kapsayıcı bakış açısını işletme sahiplerine anlatmayı ve İSG'yi bir maliyet kalemi değil, sürdürülebilir üretimin teminatı olarak konumlandırmayı hedefliyoruz.
2. İş Sağlığı ve Güvenliğinin Tarihsel Gelişimi
İş sağlığı ve güvenliği düşüncesinin kökleri sanıldığı kadar yeni değildir. Antik çağlarda Hipokrat'ın kurşun zehirlenmesini tanımlaması, 16. yüzyılda Georgius Agricola'nın madencilerin akciğer hastalıklarını ele alması ve 1700 yılında Bernardino Ramazzini'nin “De Morbis Artificum Diatriba” (Çalışanların Hastalıkları) adlı eseri, modern İSG'nin entelektüel temellerini oluşturur. Ramazzini, hekimlere hastalarını muayene ederken “Ne iş yapıyorsun?” sorusunu sormalarını öğütleyerek meslek hastalıkları kavramını tıp literatürüne sokmuştur. Sanayi Devrimi ile birlikte 18. ve 19. yüzyıllarda İngiltere'de kömür madenleri ve dokuma fabrikalarındaki ağır çalışma koşulları, çocuk işçiliği ve günde 16 saate varan mesailer, İSG'yi bir devlet politikası haline getirmiştir. 1802 tarihli Çırakların Sağlığı ve Morali Yasası, tarihteki ilk iş güvenliği mevzuatlarından biridir.
Türkiye'de İSG'nin tarihsel gelişimi Osmanlı'daki lonca teşkilatı ve Ahilik kültürüyle başlar. Ahilikte ustanın çırağını gözetme, iş yerinde düzen ve temizliği sağlama yükümlülüğü, bugünkü işveren sorumluluğunun erken bir yansımasıdır. Cumhuriyet döneminde 1930 tarihli 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, 1936 tarihli 3008 sayılı İş Kanunu ve 1971 tarihli 1475 sayılı İş Kanunu, İSG hükümleri içermiş ancak dağınık bir yapı sergilemiştir. 2003 yılında yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu, 77 ila 89. maddeleri arasında İSG'yi düzenlemiş fakat uygulamada yetersiz kalmıştır. Özellikle 2012 yılına kadar İSG hizmetleri büyük ölçüde büyük ölçekli ve çok tehlikeli iş yerleriyle sınırlı kalmış, KOBİ'ler sistemin dışında kalmıştır. Bu dönemde iş kazası istatistikleri de oldukça yüksektir; 2011 yılında SGK verilerine göre 69.227 iş kazası ve 697 meslek hastalığı vakası bildirilmiştir, kayıt dışı vakalarla birlikte gerçek rakamın bunun çok üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.
Avrupa Birliği uyum süreci, Türkiye'de İSG mevzuatının köklü biçimde yenilenmesinde itici güç olmuştur. AB'nin 89/391/EEC sayılı Çerçeve Direktifi, işverenin genel yükümlülükleri, risk değerlendirmesi ve çalışanların bilgilendirilmesi gibi modern prensipleri içerir. Türkiye, bu direktifi iç hukukuna aktarmak için 2012 yılında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nu kabul etmiştir. Kanun, 20 Haziran 2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmış ve kademeli olarak yürürlüğe girmiştir. Önce 50 ve üzeri çalışanı olan sanayi iş yerleri, ardından 2013'te 50'den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli iş yerleri, son olarak 2025 yılında yapılan ertelemelerin sona ermesiyle birlikte kamu kurumları ve 50'den az çalışanı olan az tehlikeli iş yerleri de dahil olmak üzere tüm iş yerleri kapsama alınmıştır. Böylece Türkiye, ILO'nun 155 ve 161 sayılı sözleşmelerine uygun, önleyici yaklaşıma dayalı, risk değerlendirmesi merkezli bir sisteme geçiş yapmıştır. Şanlıurfa gibi hızla sanayileşen illerde bu geçiş, OSGB'lerin kurulması ve yaygınlaşmasıyla ete kemiğe bürünmüştür; 2010'da bölgede bir elin parmağını geçmeyen OSGB sayısı, bugün onlarca yetkili birime ulaşmıştır.
3. 6331 Sayılı Kanunun Amacı ve Kapsamı
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 1. maddesi, kanunun amacını son derece net ifade eder: “Bu Kanunun amacı; iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemektir.” Bu cümledeki her kelime özenle seçilmiştir. Öncelikle kanun, İSG'yi yalnızca iş kazası olduğunda tazminat ödenmesi gereken bir hukuk alanı olarak değil, “sağlanması ve iyileştirilmesi” gereken dinamik bir süreç olarak tanımlar. Yani işverenin bir defa önlem alıp kenara çekilmesi yeterli değildir; riskler sürekli izlenmeli, teknolojik gelişmelere ve işin niteliğindeki değişikliklere göre önlemler güncellenmelidir. Bu, İSG'nin bir proje değil, bir yönetim sistemi olduğunu vurgular.
Kanunun kapsamı ise 2. maddede düzenlenir ve istisnalar dışında “kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve iş yerlerine, bu iş yerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dahil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır” hükmüyle evrenseldir. İstisnalar oldukça sınırlıdır: Fabrika, bakım merkezi, dikimevi gibi yerler hariç Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet ve MİT'in faaliyetleri, afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri, ev hizmetleri, çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar ve hükümlülerin atölye çalışmaları kanun kapsamı dışındadır. Bunun dışında Şanlıurfa'daki bir berber, bir avukatlık bürosu, bir tarım işletmesi veya bir inşaat şantiyesi aynı kanuna tabidir. Kapsamın bu kadar geniş olmasının nedeni, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının yalnızca fabrika bacası olan yerlerde değil, her yerde ortaya çıkabileceğini kabul eden modern İSG felsefesidir. Örneğin uzun süre bilgisayar başında çalışan bir ofis çalışanında karpal tünel sendromu gelişmesi de bir meslek hastalığıdır ve kanun bu riski de yönetmeyi emreder.
Kanun, görev ve sorumlulukları da netleştirir. İşveren, İSG hizmetlerinin yerine getirilmesinden birinci derecede sorumludur (Madde 4). Çalışanlar, işverence verilen eğitim ve talimatlara uymak, makine ve teçhizatı doğru kullanmak, kişisel koruyucu donanımı (KKD) kullanmak zorundadır (Madde 19). Devlet ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı aracılığıyla denetim, rehberlik, istatistik tutma ve politika geliştirme görevini üstlenir (Madde 24). Bu üçlü yapı, İSG'nin yalnızca işverenin sırtına yüklenemeyeceğini, çalışan katılımı ve devlet gözetimi olmadan sürdürülebilir olmayacağını gösterir. Kanun ayrıca iş yerlerini tehlike sınıfına göre “az tehlikeli”, “tehlikeli” ve “çok tehlikeli” olarak sınıflandırır; bu sınıflandırma, risk değerlendirmesi yenileme periyotlarından İSG uzmanının görev süresine kadar birçok yükümlülüğü belirler. Tehlike sınıfı, NACE koduna göre belirlenir ve Çalışma Bakanlığı tarafından yayımlanan tebliğ ile her yıl güncellenir. Sistem OSGB olarak Şanlıurfa'da hizmet verdiğimiz işletmelerin NACE kodlarını tek tek kontrol ederek doğru tehlike sınıfında işlem yapmalarını sağlıyoruz; çünkü yanlış tehlike sınıfı beyanı hem yasal uyumsuzluğa hem de yetersiz sürelerle çalışmaya yol açabilir.
"İş sağlığı ve güvenliği, işin insana, insanın işe uyumunu sağlayan bir disiplindir. 6331 sayılı Kanun, bu uyumu sağlamak için tüm taraflara net görevler yükler." — Sistem OSGB İş Güvenliği Uzmanları
4. 6331 Sayılı Kanun Neleri Değiştirdi? İşverene ve Çalışana Getirdikleri
6331 sayılı Kanun, yürürlüğe girdiği 2012 yılında Türkiye'de İSG alanında bir paradigma değişimi yaratmıştır. Öncesinde İSG mevzuatı dağınık, denetimi zayıf ve büyük ölçüde cezalandırıcı bir yaklaşıma dayanıyordu. 6331, bunun yerine “önleme kültürü”nü yasal bir zorunluluk haline getirmiştir. En önemli yeniliklerden biri, risk değerlendirmesinin tüm iş yerleri için zorunlu hale getirilmesidir (Madde 10). Daha önce risk değerlendirmesi kavramı mevzuatta yer alsa da, fiilen denetlenen ve cezai yaptırımı olan bir yükümlülük değildi. Bugün risk değerlendirmesi yapmayan bir işveren, doğrudan idari para cezasıyla karşılaşmakta ve olası bir iş kazasında kusur oranı artmaktadır. Risk değerlendirmesi, işverenlerin “benim iş yerimde kaza olmaz” varsayımını terk edip, “hangi tehlike nerede, ne zaman riske dönüşebilir?” sorusunu sistematik biçimde sormasını zorunlu kılar. Bu, risk değerlendirmesi hizmeti sunan OSGB'ler için de talebi artırmış, profesyonel analiz yöntemlerinin yaygınlaşmasını sağlamıştır.
Kanunun getirdiği bir diğer devrim, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirme yükümlülüğüdür (Madde 6). 6331 öncesinde bu yükümlülük yalnızca belirli büyüklük ve tehlike sınıfındaki iş yerlerini kapsarken, artık 1 çalışanı olan az tehlikeli bir iş yeri dahi bu hizmeti almak zorundadır. İşveren bu yükümlülüğü üç yoldan yerine getirebilir: Kendi çalışanları arasında gerekli belgeye sahip personeli görevlendirmek, Çalışma Bakanlığı'nca yetkilendirilmiş bir OSGB ile sözleşme yapmak veya İSG-KATİP sistemi üzerinden bireysel hizmet alımı yapmak. Ancak pratikte, özellikle KOBİ'ler için OSGB modeli en sürdürülebilir ve ekonomik çözüm olarak öne çıkmıştır. Çünkü bir KOBİ'nin tam zamanlı bir A sınıfı uzman istihdam etmesi hem maliyetsiz hem de gerekli görev süresi açısından verimsizdir. Kanun ayrıca çalışanlara “çalışmaktan kaçınma hakkı” (Madde 13) tanıyarak, ciddi ve yakın tehlike durumunda çalışanın işi bırakıp güvenli yere gitmesini yasal güvenceye almıştır. Bu hak, daha önce mevzuatta bu kadar net tanımlı değildi ve çalışanların tehlike karşısında çaresiz kalmasını önler.
Çalışanlar açısından kanun, hak ve yükümlülükleri dengeler. Çalışanların İSG eğitimlerine katılma (Madde 17), sağlık gözetimine tabi tutulma (Madde 15), işverenin talimatlarına uyma ve KKD kullanma yükümlülüğü vardır. Buna karşılık işveren, çalışanları ve temsilcilerini bilgilendirmek (Madde 16), danışmak ve katılımlarını sağlamak (Madde 18), İSG kurulu oluşturmak (50+ çalışanı olan iş yerlerinde) zorundadır. Şanlıurfa'daki birçok işletmede gözlemlediğimiz bir eksiklik, çalışanların eğitimi ve katılımının formaliteye indirgenmesidir; oysa kanun, eğitimin “işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, ekipman değişiminde ve yeni teknoloji uygulanması halinde” yenilenmesini emreder. Sistem OSGB olarak biz, İSG eğitimlerini interaktif, sahaya özgü örneklerle ve Türkçe-Arapça-Kürtçe dil desteğiyle vererek, çalışanların gerçekten anlamasını ve benimsemesini sağlıyoruz. Ayrıca kanun, İSG'yi işverenin genel yönetim sorumluluğunun ayrılmaz bir parçası haline getirmiş, İSG'yi ayrı bir departmanın değil, tüm yönetimin sorumluluğu olarak konumlandırmıştır. Bu, İSG'nin kalite ve çevre yönetim sistemleriyle (ISO 45001, ISO 14001) entegrasyonunu da kolaylaştırmıştır.
5. İşveren, Çalışan ve Devletin Yükümlülükleri
6331 sayılı Kanun, İSG'nin taraflarını net biçimde tanımlar ve her birine somut yükümlülükler yükler. İşverenin yükümlülükleri kanunun en kapsamlı bölümünü oluşturur. Madde 4'e göre işveren; mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapmakla yükümlüdür. Bu genel yükümlülük, alt maddelerle detaylandırılır: Risk değerlendirmesi yapmak/yaptırmak, çalışanlara görev verirken sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne almak, yeterli bilgi ve talimat vermeyen çalışanı tehlikeli işe sokmamak, İSG tedbirlerine uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek, uygunsuzlukları gidermek. İşverenin bir diğer kritik yükümlülüğü, İSG hizmetlerini yürütmek üzere iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmektir. Görevlendirme süreleri, tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre yönetmelikle belirlenir; örneğin çok tehlikeli sınıfta ayda çalışan başına 40 dakika İSG uzmanı, 20 dakika işyeri hekimi süresi öngörülür. İşveren ayrıca acil durum planı hazırlamak, yangınla mücadele ve tahliye tatbikatı yaptırmak, ilkyardım, yangınla mücadele ve tahliye konusunda yeterli sayıda destek elemanı görevlendirmek zorundadır.
Çalışanların yükümlülükleri ise Madde 19'da düzenlenir: Çalışanlar, sağlık ve güvenliklerini etkileyebilecek her durumda işverenle iş birliği yapmak, eğitim ve talimatlar doğrultusunda hareket etmek, makine, cihaz, araç, gereç ve tesisatı doğru kullanmak, KKD'yi doğru kullanmak ve korumak, iş yerindeki tehlike ve riskleri derhal işverene bildirmek zorundadır. Çalışanların yükümlülüğü, pasif bir itaat değil, aktif katılımdır. Örneğin Şanlıurfa'da bir inşaat sahasında iskelede korkuluk eksikliği gören bir işçi, bunu sadece görmezden gelmek yerine derhal amirine veya iş güvenliği uzmanına bildirmekle yükümlüdür. Kanun, bu bildirimi yapan çalışanı da korur; Madde 18'e göre çalışanlar, İSG ile ilgili görüşlerini doğrudan veya temsilci aracılığıyla işverene iletebilir ve bu nedenle hak kaybına uğratılamaz. Çalışanlar ayrıca sağlık gözetimi için işyeri hekiminin çağrısına uymak ve periyodik muayenelere katılmak zorundadır; aksi halde hem kendi sağlıkları riske girer hem de işverenin yasal yükümlülüğü eksik kalır.
Devletin yükümlülüğü ise denetim ve rehberliktir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM) aracılığıyla politika geliştirir, mevzuatı hazırlar, OSGB'leri ve eğitim kurumlarını yetkilendirir ve denetler, ulusal İSG konseyi ve istatistikleri yönetir. İş müfettişleri, iş yerlerinde haberli veya habersiz denetim yapar, eksiklikleri tespit eder, durdurma veya para cezası uygular. Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) da İSG sisteminin parçasıdır. Devletin bir diğer önemli rolü, çalışanların İSG eğitimlerini ve sağlık hizmetlerini finanse etmek için teşvikler sunmaktır; örneğin 10'dan az çalışanı olan az tehlikeli ve tehlikeli iş yerlerinin İSG hizmet giderleri devlet tarafından desteklenebilmektedir. Şanlıurfa'da faaliyet gösteren KOBİ'ler için bu destek, OSGB hizmeti almayı kolaylaştırmaktadır. Sistem OSGB olarak biz, müşterilerimizi bu teşviklerden haberdar ediyor, başvuru süreçlerinde rehberlik ediyoruz. Unutulmamalıdır ki İSG, yalnızca bir tarafın çabasıyla değil, işveren-çalışan-devlet üçgenindeki eşgüdümle başarılı olur; bu nedenle kanun, bu üç ayağı da eşit derecede sorumlu tutar.
6. OSGB Nedir? Neden Kuruldu?
OSGB, “Ortak Sağlık Güvenlik Birimi” kavramının kısaltmasıdır ve 6331 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile İSG Hizmetleri Yönetmeliği'nde tanımlanmıştır: “Kamu kurum ve kuruluşları, organize sanayi bölgeleri ile Türk Ticaret Kanunu'na göre faaliyet gösteren şirketlerce kurulan, iş yerlerine iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sunmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca yetkilendirilen birim.” Yani OSGB, bakanlıktan yetki almadan İSG hizmeti veremez; yetki için belirli fiziki şartlar (büro, donanım, mevzuat arşivi), personel şartları (tam süreli iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli istihdamı) ve kalite şartlarını sağlaması gerekir. OSGB'lerin kurulma nedeni, özellikle KOBİ'lerin bireysel olarak İSG profesyoneli istihdam etmesinin ekonomik ve organizasyonel olarak zor olmasıdır. Örneğin Şanlıurfa'da 5 çalışanlı bir kuaför veya 12 çalışanlı bir lokanta, tam zamanlı bir iş güvenliği uzmanı istihdam edemez; ancak OSGB ile sözleşme yaparak ayda birkaç saatlik hizmeti, mevzuata uygun, sigortalı ve denetlenebilir biçimde alabilir. Bu, hem hizmetin kalitesini hem de erişilebilirliğini artırır.
OSGB modelinin bir diğer kuruluş gerekçesi, hizmetin sürekliliği ve denetlenebilirliğidir. Bireysel hizmet veren bir uzman hastalandığında, askere gittiğinde veya işi bıraktığında işverenin İSG hizmeti kesintiye uğrayabilir; oysa OSGB, bünyesinde birden fazla uzman ve hekim bulundurduğu için hizmeti kesintisiz sürdürür. Ayrıca OSGB'ler, bakanlık tarafından düzenli olarak denetlenir; İSG-KATİP sistemi üzerinden yapılan atamalar, ziyaret saatleri ve raporlar kayıt altına alınır. Bu şeffaflık, işverenin “kağıt üzerinde İSG” riskini azaltır. Tarihsel olarak OSGB'ler, 2010 yılında yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği ile resmiyet kazanmış ve 6331 ile birlikte sayıları hızla artmıştır. 2012'de Türkiye genelinde 600 civarında OSGB varken, 2026 itibarıyla sayı 2.800'ü aşmıştır. Şanlıurfa'da da 2010'ların başında yalnızca 1-2 OSGB varken bugün 15'in üzerinde yetkilendirilmiş OSGB faaliyet göstermektedir. Bu artış, rekabeti ve hizmet kalitesini de beraberinde getirmiştir; ancak her OSGB aynı kalitede değildir, bu nedenle işverenlerin OSGB seçerken yetki belgesi, referanslar ve saha deneyimine dikkat etmesi gerekir.
Sistem OSGB, bu ihtiyacı karşılamak üzere Şanlıurfa Haliliye merkezli olarak kurulmuş, bölgenin sanayi, inşaat, tekstil, gıda ve hizmet sektörlerinin ihtiyaçlarını yakından bilen bir OSGB'dir. Kuruluş felsefemiz, “her iş yerine özel İSG” yaklaşımıdır; çünkü Haliliye'deki bir un fabrikasının toz ve patlama riski ile Karaköprü'deki bir yazılım ofisinin ergonomik riski aynı yöntemle yönetilemez. Bu nedenle her müşterimiz için önce saha keşfi yapıyor, tehlike sınıfı, NACE kodu, çalışan profili ve fiziki koşulları analiz ediyor, ardından mevzuata uygun, uygulanabilir bir İSG planı sunuyoruz. OSGB'lerin bir diğer önemli kuruluş amacı, İSG profesyonellerinin istihdamını ve mesleki gelişimini desteklemektir; OSGB bünyesinde çalışan uzman ve hekimler, tek bir iş yerine hapsolmak yerine farklı sektörleri görerek deneyim kazanır, bu da hizmetin niteliğini artırır. Sistem OSGB olarak uzmanlarımızın sürekli eğitimini destekliyor, güncel mevzuat ve ISO 45001 baş denetçi eğitimlerine katılımlarını sağlıyoruz.
7. OSGB'lerin Görev ve Sorumlulukları
OSGB'lerin görevleri, İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği'nin 9. ve 12. maddelerinde ayrıntılı biçimde sayılmıştır. En temel görev, işverene rehberlik ve danışmanlıktır. OSGB, iş yerinin risk değerlendirmesini yapar veya yapılmasını sağlar, acil durum planını hazırlar, İSG eğitimlerini planlar ve uygular, çalışma ortamı gözetimini yapar, iş kazası ve meslek hastalığı kayıtlarını tutar ve yıllık değerlendirme raporu hazırlar. Bu görevler, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personelinin ortak çalışmasıyla yerine getirilir. Örneğin iş güvenliği uzmanı sahada tehlike tespiti ve risk analizi yaparken, işyeri hekimi çalışanların sağlık gözetimini, işe giriş ve periyodik muayeneleri, meslek hastalığı taramalarını yürütür; İSG eğitimleri ise her iki profesyonelin katkısıyla verilir. OSGB, bu üç disiplini koordine eden çatı kuruluştur ve hizmetin bütüncül olmasını sağlar.
OSGB'lerin bir diğer kritik sorumluluğu, İSG-KATİP üzerinden yapılan atamaları ve ziyaretleri zamanında ve eksiksiz gerçekleştirmektir. Her OSGB, hizmet verdiği iş yeriyle İSG-KATİP'te elektronik sözleşme yapar; uzman ve hekimin görev saatleri, bu sistem üzerinden takip edilir. Ziyaretler, bakanlıkça belirlenen asgari sürelere uygun olmalı ve her ziyaret İSG defterine (onaylı defter) kaydedilmelidir. Onaylı defter, iş yerinde bulunması zorunlu, noter onaylı bir defterdir ve yapılan her işlem tarih ve saat belirtilerek yazılır, işveren veya vekili ile uzman/hekim tarafından imzalanır. OSGB, ayrıca her yıl sonunda “yıllık çalışma planı” ve “yıllık değerlendirme raporu” hazırlamak zorundadır. Bu raporlar, iş yerinin o yılki İSG performansını, kazaları, alınan önlemleri ve gelecek yıl hedeflerini içerir. Denetimlerde müfettişler öncelikle bu defter ve raporları inceler; eksik veya düzensiz tutulması doğrudan para cezası sebebidir. Sistem OSGB olarak Şanlıurfa'daki tüm müşterilerimizde dijital ve fiziki arşivi birlikte yürütüyor, her ziyaretten sonra 24 saat içinde ziyaret raporunu dijital olarak da müşteriye iletiyoruz.
OSGB'lerin sorumluluğu yalnızca danışmanlıkla sınırlı değildir; tespit ettikleri hayati tehlikeleri işverene yazılı olarak bildirmek ve önlem alınmazsa bakanlığa ihbarda bulunmak da dahil olmak üzere etik ve yasal bir sorumlulukları vardır. Yönetmeliğe göre iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi, hayati tehlike arz eden bir eksikliği tespit ettiğinde bunu derhal OSGB sorumlu müdürüne, sorumlu müdür de işverene bildirir; işveren gerekli tedbiri almazsa bakanlığa bildirim yapılır. Bu, OSGB'nin bağımsızlığını ve tarafsızlığını güvence altına alan bir hükümdür. Ayrıca OSGB'ler, hizmet verdikleri iş yerlerinin çalışanlarına ait sağlık bilgilerini gizli tutmak, kişisel verileri KVKK'ya uygun işlemek, hizmet kalitesini artırmak için iç denetim yapmak zorundadır. Sistem OSGB'de her müşterimiz için ayrı bir İSG dosyası tutuyor, tüm dokümanları 5 yıl süreyle saklıyor, gizlilik sözleşmesiyle çalışan sağlığı verilerini koruyoruz. OSGB seçerken işverenlerin yalnızca fiyata değil, bu görevleri ne kadar titizlikle yerine getirdiğine, referanslarına ve bakanlık denetim puanına bakması, uzun vadede hem yasal hem de vicdani açıdan en doğru karar olacaktır.
8. OSGB ile Bireysel İSG Uzmanı Arasındaki Fark
İşverenlerin en sık sorduğu sorulardan biri “OSGB ile mi çalışmalıyım, yoksa bireysel bir iş güvenliği uzmanı mı görevlendirmeliyim?” sorusudur. Her iki yöntem de yasal olarak mümkündür; kanun, işverene bu konuda seçim hakkı tanır. Ancak pratikte, özellikle KOBİ'ler ve orta ölçekli işletmeler için OSGB modeli birçok açıdan avantajlıdır. Öncelikle maliyet ve verimlilik: Bireysel bir uzmanı istihdam etmek, işverene SGK, maaş, kıdem, izin, eğitim ve ekipman maliyetleri yükler. Oysa OSGB ile yapılan sözleşmede işveren yalnızca İSG-KATİP'te tanımlı asgari süre kadar hizmet bedeli öder; ek istihdam yükümlülüğü, uzman bulunamaması riski veya uzman değiştiğinde İSG-KATİP'te yeniden atama yapma zahmeti yoktur. Örneğin Şanlıurfa'da 20 çalışanlı tehlikeli sınıfta bir atölyede ayda 20 saat İSG uzmanı görevlendirilmesi gerekir; bunu OSGB ile çözmek, tam zamanlı uzman istihdam etmekten çok daha ekonomiktir. Ayrıca OSGB'ler, toplu hizmet sundukları için ölçek ekonomisi sağlar ve fiyatları bireysel uzmana göre daha öngörülebilir kılar.
İkinci fark, disiplinler arası hizmet ve sürekliliktir. Bireysel uzman yalnızca kendi uzmanlık alanından (iş güvenliği) sorumludur; oysa İSG hizmeti üçlü bir yapı gerektirir: İSG uzmanı + işyeri hekimi + diğer sağlık personeli (10 ve üzeri çok tehlikeli iş yerlerinde zorunlu). Bireysel uzmanla çalışan bir işveren, hekim ve sağlık personeli için ayrıca arayışa girmeli, üç ayrı sözleşme ve koordinasyonu yönetmelidir. OSGB ise bu üç hizmeti tek sözleşme altında, koordineli biçimde sunar; uzman, hekim ve sağlık personelinin ziyaretleri birbirini tamamlayacak şekilde planlanır. Süreklilik açısından da OSGB avantajlıdır: Bireysel uzman izne ayrıldığında, rapor aldığında veya işten ayrıldığında hizmet kesintiye uğrar ve işveren yasal boşluğa düşer. OSGB'de ise bir uzmanın yokluğunda aynı nitelikte başka bir uzman görevlendirilir, hizmet aksamaz. Denetimlerde müfettişler, “İSG hizmeti kesintisiz sunuluyor mu?” sorusunu sorar ve OSGB'li iş yerleri bu konuda daha güvendedir.
Üçüncü ve belki de en önemli fark, denetlenebilirlik ve kurumsal güvencedir. OSGB'ler bakanlık tarafından yetkilendirilir, düzenli denetime tabidir, yetki belgeleri iptal edilebilir; bu da bir kalite güvencesidir. Bireysel uzmanlar da bakanlıkça belgelendirilir ancak kurumsal bir denetim mekanizması OSGB kadar sıkı değildir. Ayrıca OSGB'ler, mesleki sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır; olası bir kusur durumunda işverenin rücu hakkı daha güvencelidir. Şanlıurfa'da karşılaştığımız bir diğer pratik durum, bireysel uzmanların çoğu zaman tek sektöre odaklanması, OSGB'lerin ise inşaat, tekstil, gıda, metal, sağlık gibi farklı sektörlerde eş zamanlı deneyim kazanmasıdır; bu çeşitlilik, risk analizinin kalitesini artırır. Elbette büyük ölçekli, çok tehlikeli ve 250+ çalışanı olan işletmelerde tam zamanlı uzman istihdamı zorunlu olabilir ve bu durumda OSGB + iç uzman karması idealdir. Sistem OSGB olarak biz, her işletmenin ölçeğine göre en doğru modeli öneriyor, KOBİ'lere OSGB paketini, büyük işletmelere ise hem OSGB desteği hem de iç uzman danışmanlığını birlikte sunuyoruz. Karar verirken işverenlerin yalnızca “kim daha ucuz?” değil, “kim daha sürdürülebilir, kim daha denetlenebilir ve kim gerçek bir güvenlik kültürü oluşturur?” sorularını sorması gerekir.
9. Sistem OSGB'nin Şanlıurfa'daki Yaklaşımı ve Hizmet Modeli
Sistem OSGB, 2010'dan bu yana Şanlıurfa merkezli olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde İSG kültürünü yaygınlaştırmayı misyon edinmiş bir OSGB'dir. Yaklaşımımızın merkezinde “sahaya özgü, insana dokunan İSG” felsefesi vardır. Klasik OSGB anlayışında risk değerlendirmesi şablon bir doküman, eğitim slaytlarla geçiştirilen bir formalite olabilir; biz ise her iş yerini kendi dinamiklerinde ele alıyoruz. İlk adımımız ücretsiz saha keşfidir: Uzmanımız iş yerini gezmeden, çalışanlarla konuşmadan, makine parkuru ve kimyasal envanteri görmeden asla teklif vermeyiz. Haliliye'deki bir mermer atölyesinde silika tozu, Eyyübiye'deki bir fırında yanık ve un tozu patlaması, Organize Sanayi'deki bir plastik fabrikasında kimyasal maruziyet tamamen farklı risklerdir ve her biri farklı ölçüm, eğitim ve kontrol gerektirir. Keşif sonrası NACE kodu ve tehlike sınıfı doğrulaması yapıyor, çalışan sayısı ve vardiya düzenine göre İSG-KATİP sürelerini hesaplıyor, ardından şeffaf bir teklif sunuyoruz; gizli maliyet yok, her kalem net.
Hizmet modelimiz, 6331 ve bağlı yönetmeliklere tam uyumlu, ancak bunun ötesinde proaktif bir yaklaşıma dayanır. Risk değerlendirmesi aşamasında yalnızca 5x5 matrisle yetinmiyor, işin niteliğine göre Fine-Kinney veya FMEA yöntemlerini de kullanıyor, saha ölçümleriyle (gürültü, toz, aydınlatma, termal konfor) raporu zenginleştiriyoruz. Acil durum planı ve tatbikatları, kağıt üzerinde kalmayan, gerçekten tahliye senaryosu prova edilen uygulamalardır. Eğitimlerimizde slayt okumak yerine, çalışanların ana dilinde (Türkçe, Arapça, Kürtçe) ve sahadan örneklerle anlatım yapıyor, KKD kullanımını bizzat uygulamalı gösteriyoruz. İşyeri hekimliği hizmetimizde, periyodik muayeneler mobil sağlık aracımızla iş yerinde yapılabiliyor; böylece Şanlıurfa'nın uzak ilçelerindeki işletmeler dahi hizmete erişebiliyor. Ayrıca tüm müşterilerimize 7/24 telefon ve WhatsApp desteği sunuyor, denetim anında yanlarında oluyor, müfettiş sorularını birlikte yanıtlıyoruz. Bu, özellikle denetim korkusu yaşayan KOBİ'ler için büyük bir güvencedir.
Şanlıurfa'nın sosyo-ekonomik yapısını da gözetiyoruz. Bölgede mevsimlik tarım işçiliği, Suriyeli çalışanlar, aile işletmeleri ve hızlı büyüme gibi dinamikler, İSG'yi daha da önemli kılar. Örneğin mevsimlik işçilerin barınma ve hijyen koşulları, tarım makineleri kaynaklı riskler veya dil bariyeri nedeniyle eğitimlerin anlaşılmaması, klasik bir büyükşehir OSGB'sinin gözden kaçırabileceği detaylardır. Sistem OSGB olarak bu gerçekleri biliyor, eğitim materyallerimizi görsel ve çok dilli hazırlıyor, risk analizinde bu kırılgan grupları özel olarak ele alıyoruz. Ayrıca bölgedeki işverenlerin İSG'yi “ceza yememek için yapılması gereken bir evrak” olarak görmesini değiştirmek için düzenli seminerler, oda ve borsa iş birlikleri, ücretsiz bilgilendirme toplantıları düzenliyoruz. Referanslarımız arasında Haliliye, Karaköprü, Eyyübiye ve Viranşehir'deki 500'ü aşkın işletme bulunuyor; bu işletmelerin hiçbirinde son 3 yılda bakanlık denetiminde uyumsuzluk cezası çıkmamış, iş kazası oranları bölge ortalamasının %40 altında seyretmiştir. Bizim için başarı, yalnızca rapor teslim etmek değil, o raporun sahada hayat bulduğunu görmek ve çalışanların evlerine sağlıkla döndüğünü bilmektir.
Ücretsiz İSG Danışmanlığı Alın
İş yerinizin tehlike sınıfını ve yükümlülüklerinizi birlikte belirleyelim. Şanlıurfa'da ücretsiz saha keşfi için hemen arayın.
0414 315 73 74 – Hemen Arayın Teklif İsteyin10. 2026 Yılı Güncel İSG Cezaları ve Yasal Yaptırımlar
6331 sayılı Kanun'un en caydırıcı yönlerinden biri, yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverenlere uygulanan idari para cezalarıdır. Cezalar her yıl yeniden değerleme oranında artar ve 2026 yılında ciddi rakamlara ulaşmıştır. En sık uygulanan cezalardan biri, iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirmeme cezasıdır: 2026 yılı için her bir yükümlülük için aylık 25.000 TL ile 40.000 TL arasında değişen cezalar söz konusudur ve bu ceza her ay için ayrı ayrı uygulanır. Yani 6 ay boyunca uzman görevlendirmeyen bir işveren, yalnızca bu kalemden 150.000 TL'yi aşan ceza ile karşılaşabilir. Risk değerlendirmesi yaptırmamanın cezası ise iş yeri tehlike sınıfına göre 2026'da 30.000 TL'den başlar ve iş yerinin çalışan sayısına göre katlanarak artabilir. Acil durum planı hazırlamama, çalışanlara İSG eğitimi aldırmama (çalışan başına 5.000 TL), sağlık gözetimi yaptırmama, onaylı defter tutmama gibi her bir madde için ayrı ceza öngörülmüştür. Bir denetimde birden fazla eksik tespit edilirse cezalar toplanır ve toplam tutar 300.000 TL'yi rahatlıkla aşabilir; özellikle çok tehlikeli sınıfta ve 50+ çalışanı olan işletmelerde bu rakam daha da yükselir.
Para cezasının ötesinde, İSG yükümlülüğünü yerine getirmemenin hukuki ve cezai sonuçları da vardır. İş kazası veya meslek hastalığı meydana geldiğinde, işverenin İSG tedbirlerini alıp almadığı, risk değerlendirmesi ve eğitimleri yapıp yapmadığı kusur oranını doğrudan etkiler. Yargıtay kararlarında, risk değerlendirmesi olmayan, eğitimi eksik işverenler asli kusurlu sayılmakta, tazminat davalarında yüksek manevi ve maddi tazminata mahkum edilmektedir. Ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesi (taksirle yaralama) ve 81. maddesi (taksirle öldürme) kapsamında işveren ve iş güvenliği sorumluları hakkında ceza davası açılabilir; denetimlerde hayati tehlike tespit edilirse iş yerinin bir kısmı veya tamamı durdurulabilir. Şanlıurfa'da 2024-2025 yıllarında yapılan denetimlerde, özellikle inşaat ve metal sektöründe çok sayıda iş yerinde durdurma kararı verilmiş, firmalar ancak eksiklikleri giderdikten sonra faaliyete devam edebilmiştir. Bu durdurma, üretim kaybı ve itibar kaybı olarak işverene para cezasından daha ağır bedel ödetir. Bu nedenle İSG'yi “nasıl olsa denetim gelmez” yaklaşımıyla ertelemek, hem yasal hem de insani açıdan büyük risktir.
Sistem OSGB olarak müşterilerimizi cezadan korunmak için değil, öncelikle çalışanı korumak için İSG'yi benimsemeye davet ediyoruz; ancak yasal gerçekleri de şeffaf biçimde paylaşıyoruz. Her yıl başında güncel ceza tutarlarını müşterilerimize duyuruyor, denetim öncesi ücretsiz uyum kontrolü yapıyoruz. 2026 yılı için yeniden değerleme oranı %43,93 olarak açıklandığından, ceza tutarlarında da buna paralel artış olmuştur. Örneğin 2025'te risk değerlendirmesi cezası 20.000 TL iken 2026'da 28.800 TL'ye yükselmiştir. En doğru strateji, ceza tutarını ödemek yerine o bedelin çok altında bir maliyetle OSGB hizmeti alarak hem yasal uyumu sağlamak hem de iş kazasını önlemektir. Unutmayın, bir iş kazasının maliyeti (tedavi, tazminat, üretim durması, itibar kaybı) çoğu zaman OSGB yıllık bedelinin 10-20 katıdır. Şanlıurfa'da KOBİ'lere yönelik devlet destekleri (10'dan az çalışanı olan az tehlikeli iş yerlerinde İSG hizmet bedelinin bir kısmının SGK tarafından karşılanması) de bu maliyeti daha da düşürmektedir; biz başvuru süreçlerinde de rehberlik ediyoruz.
| Yükümlülük | 2026 Tahmini Ceza (TL) | Açıklama |
|---|---|---|
| İSG Uzmanı Görevlendirmeme | 25.000 – 40.000 / ay | Her ay için ayrı uygulanır |
| İşyeri Hekimi Görevlendirmeme | 25.000 – 40.000 / ay | Her ay için ayrı uygulanır |
| Risk Değerlendirmesi Yapmama | 28.000 – 45.000 | Tehlike sınıfına göre artar |
| İSG Eğitimi Aldırmama | 5.000 / çalışan | Çalışan başına, her yıl |
| Sağlık Gözetimi Yapmama | 5.000 / çalışan | Periyodik muayene eksikliği |
| Acil Durum Planı Hazırlamama | 20.000 – 30.000 | Plan + tatbikat eksikliği |
Tablodaki tutarlar 2026 yeniden değerleme oranına göre tahmini değerlerdir. Kesin tutarlar için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın güncel tebliğine bakınız veya Sistem OSGB ile iletişime geçin.
11. Sık Sorulan Sorular
Bir kişi çalıştırıyorum, yine de İSG hizmeti almalı mıyım?
Evet. 01.01.2025 itibarıyla erteleme sona ermiştir ve çalışan sayısına bakılmaksızın tüm iş yerleri 6331 kapsamındadır. 1 çalışanı olan bir iş yeri dahi risk değerlendirmesi yapmak, İSG eğitimi aldırmak ve İSG hizmeti (OSGB veya bireysel uzman/hekim) almak zorundadır. İstisna yalnızca ev hizmetleri ve çalışan istihdam etmeyen kendi namına çalışanlardır.
OSGB ile anlaşmazsam bireysel uzmanla çalışabilir miyim?
Çalışabilirsiniz. Kanun işverene üç seçenek sunar: Kendi çalışanı arasında uzman/hekim görevlendirmek, OSGB ile sözleşme yapmak veya İSG-KATİP üzerinden bireysel hizmet alımı. Ancak KOBİ'ler için OSGB, süreklilik, hekim+uzman+sağlık personeli entegrasyonu ve denetlenebilirlik açısından genellikle daha avantajlıdır. Büyük işletmelerde ise iç uzman + OSGB desteği karması tercih edilebilir.
Şanlıurfa dışındaki şubeme de hizmet veriyor musunuz?
Evet. Sistem OSGB Şanlıurfa merkezli olmakla birlikte, Gaziantep, Diyarbakır, Mardin, Adıyaman ve çevre illerdeki şubeleriniz için de hizmet verebiliyoruz. OSGB yetkimiz Türkiye geneli için geçerlidir; saha ziyaretleri planlı olarak organize edilir. Uzak lokasyonlar için dijital dokümantasyon ve periyodik saha ziyaretleri karması uygulanır.
Risk değerlendirmesi kaç yılda bir yenilenmeli?
Tehlike sınıfına göre: Çok tehlikeli sınıfta en geç 2 yılda bir, tehlikeli sınıfta 4 yılda bir, az tehlikeli sınıfta 6 yılda bir yenilenmesi zorunludur. Ancak iş yerinde yeni makine, kimyasal, proses değişikliği, iş kazası veya ramak kala olayı olması halinde süre beklenmeden yenilenmelidir. Detaylı bilgi için risk değerlendirmesi rehberimizi inceleyebilirsiniz.
İSG eğitimlerini kim verebilir?
İSG eğitimleri, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi tarafından verilir. OSGB'ler bu eğitimleri organize eder ve belgelendirir. Eğitim süreleri tehlike sınıfına göre değişir: Az tehlikeli 8 saat, tehlikeli 12 saat, çok tehlikeli 16 saat; her yıl tekrarlanması ve işe girişlerde yenilenmesi gerekir. Sistem OSGB olarak eğitimleri iş yerinde, uygulamalı ve çok dilli olarak veriyoruz.
12. Sonuç: Güvenli İş Yeri, Verimli Gelecek
İş sağlığı ve güvenliği, yalnızca bir yasal zorunluluk değil, bir işletmenin en değerli varlığı olan insanı koruma sorumluluğudur. 6331 sayılı Kanun, bu sorumluluğu tüm taraflara dağıtarak Türkiye'de İSG'yi modern, önleyici ve katılımcı bir sisteme kavuşturmuştur. Kanunun özü şudur: Riskleri kazadan önce görmek, çalışanı bilgilendirmek ve katılımla yönetmek. OSGB'ler ise bu sistemin sahadaki uygulayıcısı, işverenin rehberi ve çalışanların güvencesidir. Doğru OSGB ile çalışmak, yalnızca ceza yememek için değil, iş kazasını gerçekten önlemek, meslek hastalığını erken teşhis etmek, çalışan bağlılığını ve verimliliğini artırmak için en akılcı yatırımdır.
Şanlıurfa özelinde, bölgenin sanayi ve inşaat yatırımları hızla büyürken İSG'nin geride kalmaması kritik önemdedir. Genç ve dinamik nüfus, mevsimlik istihdam ve çok dilli çalışma ortamı, İSG'yi daha da karmaşık ama bir o kadar da önemli kılar. Sistem OSGB olarak biz, Haliliye'deki küçük bir atölyeden Organize Sanayi'deki büyük bir fabrikaya kadar her ölçekte işletmeye aynı özenle hizmet veriyor, her çalışanı kendi ailemizden biri gibi görüyoruz. 500'ü aşkın referansımız, %100 denetim uyumumuz ve 7/24 desteğimizle Şanlıurfa'nın güvenilir OSGB'si olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Eğer siz de iş yerinizde riskleri profesyonelce yönetmek, çalışanlarınıza güvenli bir ortam sunmak ve yasal yükümlülüklerinizi eksiksiz yerine getirmek istiyorsanız, tek yapmanız gereken bize ulaşmak. Gelin, iş yerinizi birlikte daha güvenli hale getirelim; çünkü güvenli iş yeri, verimli geleceğin anahtarıdır.

